- babaaneme hitaben..
"bir maden işçisi evinden her gün ki gibi ayrılmış, işine gitmiş. olağandışı bir şey yokmuş ama derken maden çökmüş.adam göçük altında kurtarılmayı bekliyormuş.
genç bir kız bir oğlanı seviyormuş. oğlan uzaktaymış. genç kız her gün gözleri yolda oğlanın dönmesini bekliyormuş.
bir oyuncu rolüne bürünmüş. kuliste oturmuş. sırasının gelmesini bekliyormuş."
.
.
.
diye uzar gider anlattıkları.. neden anlatırlar ki bana bunları. çocuğum ben, anlamam ki.. nerden bileyim madeni, sevmeyi, rolü, beklemeyi.. pamuk prensesi, kül kedisini anlatsalar ya bana.. yok ama illaki bunları anlatacaklar!
ama gel zaman git zaman alıştım. hatta sevdim hayattan kesitler dinlemeyi..
o zamanlar iki katlı bahçeli bir evimiz vardı. şimdiki gibi çekirdek aile değildik. babaannem, dedem, annem, babam, iki kardeşim ve ben.. güzeldi o zamanlar.. yaz geceleri bahçedeki çardakta otururduk. babaannemin dizine başımı koyar, çekirgeleri dinlerdim. onlar bilmezlerdi benim onları dinlediğimi. her gece kendi aralarında sohbet ederlerdi. çoğunu anlamazdım, hani çocuktum ya.. ama yine de hoşuma giderdi "masal olmayan masalları" dinlemek.. ama babaannem çok fazla izin vermezdi,
- hadi kalk kızım, uykun geldi senin, gözlerin dalıyo, hadi git yerine yat güzelim, derdi
hep daha fazla dinlemek isterdim çekirgeleri ama babaannemi de üzmek istemezdim öte yandan. uslu çocuk olup yatağın yolunu tutardım.bazı geceler odama kadar gelirdi sesleri.. bazı geceler coşar, şarkılar söylerdiler, çekirgeler..
.
.
.
büyüdüm. iyi mi ettim kötü mü ettim, bilmeden.. bahçeli evimiz, geniş ailemiz yok şimdi.. bir apartmanın orta katlarında, çekirdek bir aileyiz. babaannem de dedem de hayattalar. ama artık başımı koyamıyorum babaannemin dizine..
geçen gece bizdeydiler. saat geç olmuştu, yaşlı insanlar yorulmuşlardı. Uyumaya hazırlanıyorlardı. Ama hakim olamadım kendime..
-babaanne, balkonda oturalım mı? Çıktı ağzımdan..
kırmadı beni. çıktık balkona.. sedirin üstünde oturmuş binalara bakıyorduk ki;
- gel yat bakalım dizime, küçük kız, dedi.
Memnuiyetle kabul ettim. Neden sonra babaannem uyuklamaya başladı, oturduğu yerde.. “kadın yaşlı. Ben napıyorum, yoruyorum onu.. en iyisi uyandırayım, yerine yatsın” demiştim ki kendi kendime.. o sırada tanıdık birkaç ses duydum.. kulak kabarttım;
- biraz dur da sohbet edelim, anlatacaklarımız var sana!
“çekirgeler”
Ama nasıl olur bu? Bizim artık çekirgelerimiz yok ki!